Yahudilik inancı, genel olarak Eski Antlaşma’i (39 tane kısmı, yani Tevrat, Zebur ve diğer eski peygamberlerin kitapları) Tanrı’nın sözleri olarak kabul eder, ancak İncili kabul etmez. Hıristiyanlık inancı, hem Eski Antlaşmayı hem de Yeni Antlaşmayı (İncil) Tanrı’nın sözleri olarak kabul eder. Eski Antlaşma (Tevrat ve Zebur) ve Yeni Antlaşma (İncil) bir arada (66 kitapçık veya kısım olarak) tek bir kitap oluşturmaktadır. Buna da Kitab-ı Mukaddes veya Kutsal Kitap denilir ve Hıristiyanlığın kutsal sayılan kitabıdır. Kutsal Kitap’ın Değiştirildiği İddiası

Kitab-ı Mukaddes’in gerçekten Allah tarafından verilen bir kitap olduğu fakat verildikten sonra insanlar tarafından değiştirilip asıl metninin artık yok edildiği iddia edilir. Bu düşünce ile uydurulan bir İznik Konseyi (İ.S. 325) öyküsüne göre İznik Konseyi’nde bilinçli bir şekilde İncil nüshalarının imha edildiğini ve sadece dört İncil’in seçildiğini anlatır. Bundan dolayı bazı Müslümanlar Tevrat, Zebur ve İncil’in orijinallerini kabul ettiklerini iddia ederler.

Acaba, “Bugünkü İncil’in orijinali ile uzaktan yakından hiçbir alakası yoktur” iddiası doğru mudur?

Eğer bir kimse sormadan ve araştırmadan bu tip iddiaları körü körüne benimsiyorsa, bu ne kadar güvenilir bir temeldir? Eğer Kutsal Kitap bozulmadıysa ve biz de bu konudaki gerçekleri araştırmadan “bozulmuştur” fikrini savunuyorsak, büyük bir günah işlemekle kalmayıp Allah’a da hakaret etmiş ve O’nu aşağılamış oluruz.

İddia edildiği gibi Hıristiyanlığın Kutsal Kitap’ı değiştirilmiş midir?

Eğer bu iddiaların yanlış olduğu ispatlanırsa, o zaman gerçeği kabul etmek gerekir.

“Tanrı’nın Sözü değiştirilebilir mi?” İşte bu küçük kitapta Hıristiyan ilahiyatçılar açısından bu sorunun cevabını bulmaya çalışacağız. Hem Tevrat, hem de İncil’e bakacağız.

Eski Antlaşmanın Kendi Kendisini Kanıtlaması

Tanrımız nasıl bir Tanrı’dır? Devamlı fikir değiştiren keyfi tutumlara sahip biri mi, yoksa sözüne ve Kendisine güvenilen en üstün Varlık mıdır? Bu soruların yanıtını ilk etapta eski kitaplardan arayalım. Eski Antlaşmada Tanrı’nın çok önemli bir sıfatı olan değişmezlik ilkesini görürüz: “Çünkü ben RAB, ben değişmem.” (Tevrat: Malaki 3:6) Kutsal kitaplarda Tanrı’nın Sözü’nün değişmeyeceğini veya değiştirilemeyeceğini defalarca bulmak hiç de şaşırtıcı değildir. Eski Antlaşmayı okumaya devam edelim: “…tüm buyrukları kesindir, ebediyen geçerlidir, doğruluğa ve gerçeğe uygundur.” (Zebur: Mezmur 111:7-8) “Çoktan beri şahadetlerinden bildim ki, sen onları ebediyen kurdun.” (Zebur: Mezmur 119:152) “Sözünün topu hakikattir ve her adaletli hükmün ebedidir.” (Zebur: Mezmur 119:160)

İncil’in Kendi Kendisini Kanıtlaması

Geçen sayfadaki kanıtla tutarlılık gösteren aynı gerçeği Yeni Antlaşmada da buluruz. İsa Mesih şöyle dedi: “Kutsal Yasa’yı ya da peygamberlerin sözlerini geçersiz kılmak için geldiğimi sanmayın. Ben geçersiz kılmaya değil, tamamlamaya geldim. Size doğrusunu söyleyeyim, gök ve yer ortadan kalkmadan, her şey gerçekleşmeden, Kutsal Yasa’dan ufacık bir harf ya da bir nokta bile eksilmeyecek.” (İncil: Matta 5:17-18) ”

Kutsal Yazı da geçerliliğini yitirmez.” (İncil: Yuhanna 10:35). “Kutsal Yasa ve peygamberlerin devri Yahya’nın zamanına dek sürdü. O zamandan bu yana Tanrı’nın Egemenliği müjdeleniyor ve herkes ona zorla girmeye çalışıyor. Gök ve yerin ortadan kalkması, Kutsal Yasa’nın ufacık bir noktasının yok olmasından daha kolaydır.” (İncil: Luka 16:16-17) “Çünkü ölümlü değil, ölümsüz bir tohumdan, yani Tanrı’nın diri ve kalıcı olan sözü aracılığıyla yeniden doğdunuz. Nitekim ‘Bütün insan soyu bir ota benzer. Tüm yüceliği de kır çiçeği gibidir. Ot kurur, çiçeği düşer. Ama Rabbin sözü sonsuza dek kalıcıdır.’ İşte size müjdelenmiş olan söz budur” (İncil: 1. Petrus 1:23-25). “Gök ve yer ortadan kalkacak, ama benim sözlerim asla ortadan kalkmayacaktır” (İncil: Matta 24:35). Tanrı’nın ve Tanrı Sözü’nün evrensel değişmezlik ilkesine örnek olması açısından aşağıdaki ayetlerde Kutsal Kitap’tan Tanrı’nın tanıklığına bakalım: “Şeriata ve şahadete! Eğer bu söze göre söylemezlerse, gerçek onlar için tan ışığı olmaz.” (Tevrat: Yeşaya 8:20) “Peygamberlerin ruhları peygamberlerin denetimi altındadır. Çünkü Tanrı, karışıklık değil, esenlik Tanrısı’dır.” (İncil: 1. Korintliler 14:32-33) Bu ayetler, gerçeği arayan tüm saygın insanlar için çok anlamlıdır, çünkü önemli bir prensipten bahsederler. Tanrı tarafından önce gönderilen peygamberlerle sonra gelen peygamberlerin sözleri uyum içinde olmalıdır. Öyle ki, eğer peygamberler mesajlarını aynı Tanrı’dan alıyorlarsa, Tanrı’nın gerçek peygamberleri birbirleriyle çatışmamalıdır, çünkü Tanrı karışıklık değil, esenlik Tanrısı’dır. Eğer sonra gelmiş bir peygamberin sözleri, daha önceki peygamberlerin sözleriyle çatışıyorsa bu, daha sonra gelenin sözlerinin kaynağının farklı olduğunu gösterir…

Kutsal kitaplarda Tanrı’nın sözlerinin değişmeyeceğini ve değiştirilemeyeceğini açıkça gösteren daha birçok ayet vardır.

Tanrı’nın Hâkimiyeti

“Tevrat, Zebur ve İncil değiştirildi” diyenler Tanrı’nın hâkimiyetine karşı gelmiş bulunuyorlar. Onlara birkaç önemli soru sormak istiyoruz: Tanrı güvenilir midir, değil midir? Tanrı Kendi sözünü koruyabilir mi, koruyamaz mı? Yoksa Tanrı aciz midir? Tanrı insanlarla dalga mı geçiyor? Allah’ın dünyayı yaratmaktan daha da önemli olan eseri Kutsal Kitap’tır. “Kutsal Kitap değiştirildi” diyenlere şunu soruyoruz: Hırsız Şeytan, Allah’ın bu üç kitabını (Tevrat, Zebur ve İncil) çalarken, onları bozup değiştirirken ve tahrif edip yok etmeye çalışırken: Yüce Allah derin uykular içinde mi uyukluyordu? Allah’ın neden kitap ardına kitap yollamış olabilir? Allah’ın aklı yok muydu? Allah, Tevrat, Zebur ve İncil verildikten sonra derin uykuya mı yatmıştı? Allah’a inanan hiçbir insanın kabul etmeyeceği bu tür sözler elbette ki çok saçma sözlerdir! Ancak Kutsal Kitap’ın değiştirildiğini iddia edenler neredeyse bu sözler kadar saçma iddialarda bulunmakta ve Yüce Allah’ı aciz gösterecek ifadeler kurmaktadır. Hiçbir varlık Allah’ın kudretine sahip değildir ve yine hiç kimse O’nun Sözlerini değiştirebilecek güçte değildir. Allah Kendisine acizlik yüklenmesinden ve kendisiyle dalga geçilmesinden hiç hoşlanmaz ve Allah insanlarla dalga geçmez.

Tabii ki bu sözler Tanrı imajını tamamen zedeleyen ve Tanrı’ya yakışmayan görüşlere inanmayı öngören sözlerdir. Allah inancına sahip olan bütün mantıklı ve duyarlı insanlar şüphesiz bu saçma sözlere doğru cevabı verecektir. Öyleyse:

a) Eğer Tanrı, kutsal sözlerini ve insanlara yönelik mesajını insanların değiştirmelerini istemiyorsa,

b) Ve eğer Tanrı kutsal sözlerini ve mesajını koruyabilecek güçteyse, o zaman Tanrı, Kendi sözünün insanlar tarafından değiştirilmesine müsaade etmez. Doğal ve doğru olan şey, Tanrı’nın insanlara yönelik mesajını korumasıdır. Bu sebeple, varılması gereken sonuç kısaca şudur: Tanrı’nın ilham ettiği Tevrat, Zebur ve İncil ve onların içerdiği mesaj:

a) değiştirilmedi,

b) değiştirilemeyecek,

c) ve asla değiştirilemez.

Tanrı’nın tüm şerefi ve hâkimiyeti O’nun Kendi kutsal sözlerine bağlıdır. İnsanlar kendi eserlerini korumayı ve saklamayı bildikleri gibi, Yüce Allah da sonsuz gücüyle Kendi şerefi olan eserini, Kutsal Kitap’ını korur. Allah, insan gibi hakkını aramak için mahkemeye koşmaz. Ama böyle bir teşebbüste bulunmak isteyenleri Kendi yüce kudretiyle önlediği gibi, onlara gerçekten ceza vermesini de bilir. Yine Yüce Allah, kendi Kitap’ını bozmak isteyenleri cezalandıracağını bildirerek şöyle emrediyor:

“Size emretmekte olduğum söze bir şey katmayacaksınız ve ondan eksiltmeyeceksiniz, ta ki, Allahınız RABBİN, size emretmekte olduğum emirlerini tutasınız.” (Tevrat: Yasanın Tekrarı 4:2)

“Sana emretmekte olduğum her şeyi yapmak için tutacaksın, üzerine bir şey katmayacaksın ve ondan eksiltmeyeceksin.” (Tevrat: Tesniye 12:32)

“Allahın her sözü denenmiştir. Kendisine sığınanlara kalkandır. Onun sözüne bir şey katma, yoksa seni tedip eder, ve yalancı çıkarsın.” (Zebur: Süleyman’ın Meselleri 30:5-6)

“Bu kitaptaki peygamberlik sözlerini duyan herkesi uyarıyorum! Eğer bir kimse bu sözlere bir şey katarsa, Tanrı da bu kitapta yazılı belaları ona katacaktır. Eğer bir kimse bu peygamberlik kitabının sözlerinden bir şey çıkarırsa, Tanrı da bu kitapta yazılı yaşam ağacından ve kutsal kentten ona düşen payı çıkaracaktır.” (İncil: Vahiy 22:18-19)

Tanrı’nın Merhameti

İddiaya göre Allah’ın Kutsal Kitap’ı (Tevrat, Zebur ve İncil) bozulmuş veya kaybolmuşsa, o devirlerde yaşayan insanlar acaba nasıl yaşadılar? Allah’ın vahiyleri bir devirde yok olursa, o devir insanlarının doğru yolda yürümesi imkânsız olur. Tarihte biliniyor ki;

Tevrat İ.Ö. 15. yüzyılda, Zebur (Mezmurlar) İ.Ö. 10. yüzyılda, Eski Antlaşma peygamberlerinin son kitabı (Malaki) İ.Ö. 4. yüzyılda, İncil de İ.S. 1. yüzyılda vahyedilmiştir. Eğer bu kitapların metni değiştirilmiş ya da vahyedilmesinden sonra tümüyle kaybolmuşsa… Çok kısa dönemler hariç, 2.000 yılı aşkın bir müddet boyunca insanlar manevi bir karanlık içinde kalmış ve Allah en azından altı yüzyıllık bir dönemde ölen milyonlarca insanın karanlıkta kalmasına bilerek izin vermiş demektir. Allah, vahiylerini bir asır bile tahriften koruyamamış olsaydı, ne kadar aciz ya da merhametsiz bir Tanrı olurdu! Hâlbuki Allah’ımız böyle değildir.

İncil’den “Kurtarıcımız Tanrı… Tüm insanların kurtulmasını ve gerçeğin bilincine erişmesini ister.” (İncil: 1. Timoteyus 2:3-4) “Bazılarının gecikmiş saydığı gibi Rab, vaadini yerine getirmekte gecikmez; ama size karşı sabrediyor. Çünkü hiç kimsenin mahvolmasını istemiyor, herkesin tövbeye gelmesini istiyor.” (İncil: 2. Petrus 3:9) “Çünkü Tanrı şöyle dedi: ‘Seni asla terk etmem, seni asla bırakmam.'” (İncil: İbraniler 13:5) Allah’a iman etmeyenler için O’nun mukaddes kitaplarının değiştirilebileceğini, hatta yok edilebileceğini söylemek belki zor değildir. Fakat hem “Allah’a inanıyorum,” hem de “Tevrat, Zebur ve İncil değiştirildi” diyenler, inanılmaz bazı mantık hatalarına düşerler:

1) … Allah her şeye kadirdir.

2) Allah merhametlidir, mukaddes kitaplarını insanlara doğru yolu göstermek için vahyetti. Fakat eğer Tanrı’nın Sözü değiştirilebilirse, şu iki sonuçtan birini kabul etmek zorundayız:

a) Allah, kitaplarının yok edilmesini önlemekten (haşa) acizdir (ve böylece gerçekten her şeye kadir olamaz).

b) Yahut Allah insanlara doğru yolu göstermeye yalnız ara sıra önem verir; şöyle ki, O’nun kitapları değiştirilir ve böylece insanlar doğru yoldan saparlarsa, O bununla pek ilgilenmez, başka bir deyimle merhametsizdir. Konuya önyargısız bir şekilde bakmak zor olabilir, ama eğer Tanrı’nın sonsuz gerçeklerini yürekten kavramak istiyorsak, önyargısız olmak ve yanlış düşüncelerden vazgeçmek zorundayız. Bir kimsenin Tanrı’nın Kutsal Kitap’ını okumadan, “Tanrı’yı tanıyorum” demesi büyük yanlıştır. Sadece ve sadece kendisini büyük bir günaha götürür.

Tanrı’yı tanımak isteyen ve O’nu arayan her insan Kutsal Kitap’ı okumalıdır. Çünkü Tanrı Kendisini Kutsal Kitap’ta, yarattığı diğer tüm şeylerden daha açık ve daha gerçek olarak göstermektedir. O’nu arayan bir yürekle ve açık fikirle Kutsal Kitap’ı okumak, Tanrı’yı tanımayı ve gerçek huzura kavuşmayı sağlar.

Kitab-ı Mukaddes’te… İncelemeler sonucunda Tanrı’nın Sözü’nün değiştirilemeyeceğini ifade ettik. … Kitab-ı Mukaddes’in kendisi Tanrı’nın Sözü’nün değiştirilemeyeceğine ve değişmeyeceğine şahadet eder. Ayrıca, binlerce yıl önce kaydedilmiş olan eski el yazmaları da Kutsal Kitap’ın değiştirilmediğine tanıklık ederler. Şimdi, Tanrı’nın Kendi Sözü’nü koruduğuna dair birkaç tarihi delile bakalım.

Eski Antlaşma: El Yazmalarının Tanıklığı

(Tevrat, Zebur ve diğer Peygamberler)

39 Kitapçık veya Kısım Eski Antlaşma: İ.Ö. 425 civarında tamamlandı. Eski Antlaşma İ.Ö. 1440-425 yılları arasında İbranice ve Aramice olarak kaydedilmiştir. Günümüze kadar gelen birçok İbranice el yazması vardır. Bu el yazmaları “Masoretik Metin” olarak bilinirler. Masorete (Mazorit)ler son derece özen göstererek Eski Antlaşma’in metnini kontrol edip korumak görevini üstlenen bir Yahudi heyetti. Aşağıda sıralanmış olan bu İbranice el yazmaları günümüzde de halen varlığını sürdürmektedir: Kahire Kodeksi İ.S. 895 İngiliz Müzesi, Londra. Peygamberlerin Kodeksi İ.S. 1008 Leningrad Babylonicus Petropalitanus Kodeksi İ.S. 1008 Leningrad İngiliz Müzesi Kodeksi, İ.S. 950 İngiliz Müzesi, Londra. Samiriyelilerin Tevrat’ı İ.S. 100-200 Samiriye

Bütün bu eski metinleri karşılaştırdığımız zaman her şeyin aynı olduğunu görürüz; herhangi bir değişiklik bulunmamaktadır. Tanrı’nın Sözleri sabit bir şekilde durmaktadır.

Lut Denizi Tomarları 1947-1956 yılları arasında Lut Denizi etrafındaki mağaralarda birçok eski İbranice tomar bulundu. Tomarların bulunduğu yer nedeniyle bu belgeler Lut Denizi Tomarları olarak adlandırıldı. Bu tomarlar 20.000’den fazla el yazması parça ve 100’den fazla Kutsal Kitap’tan oluşmaktadır. Bu muazzam kütüphane İ.S. 68 civarında Esseniler denilen bir tarikat tarafından kurulmuştur ve bu kütüphane Eski Antlaşma’in büyük bir bölümünü içermektedir.

Esseniler, Ferisiler ve Sadukiler gibi yoldan çıkmış bir tarikat değil; Allah’a ve O’nun sözlerine bağlılıklarını sürdüren ve kutsal yazıları çok titiz olarak korumaya çalışan bir tarikattı. Esseniler diğer tarikatlardan uzak dururlardı ve zamanlarının yarısını da kutsal yazıların el yazmalarıyla çoğaltılmasına ayırırlardı.

Bu nüshaların yazılması İ.Ö. üçüncü yüzyıl ile İ.S. 68 arasındaki tarihlere ait olduğu halde, bu Eski Antlaşma metinleriyle 1008 tarihli Leningrad Kodeks Masoretik Metni arasında manayı değiştirecek bir fark yoktur. Demek ki, Eski Antlaşma’imiz (Tevrat ve Zebur) çok güvenilirdir. Bu “Lut Denizi Tomarları” bugün İsrail’de “Shrine of the Book” adlı bir müzede sergilenmektedir. Dileyen herkes bu tomarları görebilir.

Septuagint

Septuagint, İ.Ö. 280: Elimizdeki Eski Antlaşma metnine tanıklık eden diğer bir kaynak da “Septuagint” (Septuacint)tir. İ.Ö. birinci ve üçüncü yüzyıllar arasında Mısır’daki İskenderiye kentinde Yunanca bilen Yahudilerden oluşan bir heyet Eski Antlaşma’i asıl İbranice orijinalinden Yunancaya çevirdi. Bu heyeti oluşturan kişilerin sayısı 72 olduğu için, bu çeviriye “Yetmişler” anlamına gelen “Septuagint” adı verildi. İ.S. birinci yüzyılda Yunanca “dünya dili” haline gelmişti. İsa Mesih’in havarileri

Yunanca konuşuyorlardı ve bu çeviriyi kullanmışlardı. Yeni Antlaşma’in (İncil’in) metninde yer alan Eski Antlaşmaya ait 18 ayrı alıntının Septuagint’ten aktarılmış olması bu çeviriye ne kadar güvenildiğine dair bir delildir.

Sonuç olarak, Eski Antlaşma metni tarih boyunca şekil veya içerik açısından değişikliklere uğramamıştır. Var olan kelime farklılıkları dönemin dil gelişimine göre yapılmış düzeltmeler ve imla gelişmeleridir (örneğin, 15. yy. Türkçe bir metindeki “dinilürse” kelimesinin bugünkü imlaya uyarlanarak “denilirse” olarak yazılması gibi). Bu düzeltmeler Eski Antlaşmanın düsturlarının hiç birisini etkilemez. Tanrı’nın insanlığa verdiği ilk mesaj Eski Antlaşmada hâlâ aynen durmaktadır.

“Ot kurur, çiçek solar; fakat Allahımız’ın sözü ebediyen durur.” (Tevrat: Yeşaya 40:8)

Yeni Anatlaşma (İncil): El Yazmalarının Tanıklığı

(İncil – 27 Kitapçık veya Kısım)

Yeni Antlaşma (İncil) İ.S. 45 – 96 arasında Yunanca (veya eski Yunan dili Grekçe) olarak yazıldı ve bugün yaklaşık 5.000′ den fazla eski el yazması hâlâ mevcuttur. Bunların büyük bir kısmı da İslamiyet’ten yüzyıllarca önce yazılmıştır. Bunlardan en eski ve en değerli birkaç örnek şunlardır: John Rylands Papirüsü, İ.S. 117-138: John Rylands Üniversite Kütüphanesi, Manchester, İngiltere. Chester Beatty Papirüsleri, İ.S. 200-250: Chester Beatty Kütüphanesi, Dublin, İrlanda; Viyana, Avusturya; Michigan Üniversitesi, A.B.D. Bodmer Papirüsleri, İ.S. 200-250: Vatikan Kütüphanesi, Roma; Cenevre, İsviçre. Alexandrinus Kodeksi, İ.S. 400: İngiliz Müzesi. Ephraeme Kodeksi, İ.S. 400: Biblioteque Nationale, Paris. Beazae Cantabrigiensis Kodeksi, İ.S. 450, Cambridge Kütüphanesi, İngiltere. Washingtonesis Kodeksi, İ.S. 450-550, Washington D.C. Oxyrhyncus Papirüsü, İ.S. 200-300, Mısır’daki Bahnasa’da yeni bulunmuştur.

Daha yüzlerce eski metin hâlâ mevcuttur. Kısaca, ikinci ve altıncı yüzyıl arasındaki döneme ait yazılan Yeni Antlaşma (İncil) kısımlarının Grekçe (eski Yunan dili) yazılmış birçok nüshası şu anda da mevcuttur. Bunların en önemli ve geçerlisi, dördüncü ve beşinci yüzyıla aittir; özellikle Londra’da bulunan Sina Dağı Kodeksi ile hemen hemen aynı tarihe ait olan Vatikan Kodeksi çok önemlidir. İkinci ve üçüncü yüzyıla ait olan papirüs el yazması kitaplardan söz ettik, çünkü bunlar Yeni Antlaşma metninin ilk tanıklarıdır ve İznik Konseyi’nden (İ.S. 325’ten) çok önceki bir döneme aittir.

Sina Dağı Kodeksi, İ.S. 350: İncil’in tamamını ve Eski Antlaşma’in büyük bölümünü içerir. 1844’te Sina dağında, St. Catherines Manastırı’nda Tischendorf adlı bilgin tarafından bulundu. İngiliz Müzesi, Londra. Vatikan Kodeksi, İ.S. 325 – 350: Yunanca yazılmış Eski ve Yeni Antlaşma’ten büyük bölümler içerir. Vatikan Kütüphanesi, Roma.

Yukarıdaki tüm eski metinlerde aynı gerçek açıklanıyor. Tanrı’nın daha önceki mesajı apaçık bir şekilde olduğu gibi durmaktadır. Anlamı değiştirmeyen imla düzeltmeleri dışında hiçbir farklılık yoktur ve tüm bu metinlerin mesajı tamamen aynıdır.

Nüshaların Güvenilirliği

Daha önce belirttiğimiz gibi Yeni Antlaşmanın (İncil’in) binlerce eski kopyası vardır. Bunların yazıldığı tarih ile Yeni Antlaşmanın ilk yazıldığı tarih arasında geçen zaman süresi çok kısadır. Dolayısıyla, Yeni Antlaşmanın metni aynı dönemden gelen tüm diğer kitaplardan daha sağlam ve daha güvenilirdir. Çünkü daha çok metinleri mevcut bulunmaktadır ve bunların yazıldığı tarih, orijinallerine daha yakındır.

Günümüze kadar gelmiş olan 5.000’ den fazla Yunanca el yazması da öğretiş bakımdan tam bir tutarlılık içindedir. Tüm bu el yazmalarının içerdiği müjde ve İsa’nın Tanrı’nın Oğlu (fiziksel olarak değil, ruhsal olarak) olduğu ifadesinde hiçbir farklılık veya değişiklik yoktur.

Diğer Eski İncil Çevirileri

İncil’in İ.S. ilk altı yüzyılda (yani İslamiyet’ten önce) yapılan ve hâlâ mevcut olan Latince, Süryanice, Kıptice, Ermenice, Gotça ve Gürcüce tercümeleri vardır. Çeviri hataları hariç, bunların hepsi asıl Grekçe İncil’den farksızdır.

Çoğu İ.S. 3. ile 7. yüzyıl arasındaki döneme ait, yaklaşık 9.000 tane Yeni Antlaşma çevirisi mevcuttur. Bu çevirilerden 8.000 tanesi Latince, diğer 1.000 tanesi çeşitli dillerdendir.

Aşağıdaki kaynaktan alıntılanmıştır.

http://kutsalkitap.org/index.php/makaleler/allah/558-kutsal-kitap-degistirildi-mi